Ilk Adımlar 4

Beş dakika içinde giyinip hazırlanmıştım. Satranç takımını, babamla annemin tavla oynadığı sehpaya yerleştirdim ve heyecanla beklemeye başladım. Nihat kız kardeşimi sikmeye gelecekti, ama onun bundan haberi yoktu. Bu arada kulağım banyodaki kız kardeşimdeydi. Pencereden baktım, Nihat bizim kapıya doğru yürüyordu. Elinde de ufak bir paket vardı. Derhal aşağı inip, kapıyı açtım. Nihattı, Hoş geldin, deyip içeri aldım. şaşkınlığı yüzünden okunuyordu.Birlikte yukarı çıktık. Tam ön odaya girecekken banyonun kapısı açıldı ve kız kardeşim havluya sarınmış olarak banyodan çıktı. Öğretsem böyle bir şey yapamazdı. Bizi karşısında görünce şaşırıp, Ayyy, diye bir feryat attı ve art odaya koşup içeri girdi. İkimiz de donup kalmıştık. Kız kardeşim inanılmaz güzellikteydi. Üzerindeki havlu memelerinin yarısından başlayıp, diz kapaklarının bir karış üzerine kadar iniyor ve tüm güzelliğini sergiliyordu. Banyonun sıcağından kıpkırmızı olan yanakları onu gelişmiş bir genç kız yapmıştı. Nihat heyecandan neredeyse elindeki paketi düşürecekti. Kusura bakma, dedim ve odaya aldım. şaşkınlığı geçmişti. Elindeki paketi uzatıp, Hamza Dayının Pastanesinden kurabiye aldım, dedi.Zahmet ettiğini söyleyerek paketi alıp komodinin üzerine koydum, Şimdi kardeşim bize çay yapar, beraber yeriz, dedim. Tedirgin görünüyordu ama satranç takımının açılmış olduğunu görünce biraz rahatlamıştı. Satranç sehpasının önündeki sandalyelerden birine otururken, Oooo, sen her şeyi amade etmişsin, dedi. Daha neleri amade ettiğimi bir bilseydi ne derdi acep diye düşündüm. Sonra omuzuna vurarak, Yav Nihat, artık kimse satranç oynamak istemiyor. Kendi kendime oynamaktan sıkıldım be, otuzbir çeker gibi bir şey, dedim. Hergelenin tekiydi. Cevabı derhal yapıştırdı. Ne yani şimdi beni satrançta sikecek misin, dedi. Biraz sonra olacaklardan heyecanlıydım ama, sakin davranmaya çalışarak, Gücü gücüne yetene aslanım, dedim ve karşısındaki sandalyeye oturdum. Aklım fikrim kız kardeşimdeydi. Söylediklerimi yapıyor muydu? Odaya ne vakit ve nasıl girecekti? Daha sonra neler yapacaktı? Bu sorular kafamda dolanırken oyuna başladık. Ama oyun umurumda değildi. O bir piyonu ileri sürüyor, ben de eş bir şey yapıyordum. Numaradan oyunu düşünür gibi yapıp elim çenemde uzun süre bekliyordum. Sabrım tükenmek üzereyken kapı açıldı ve kız kardeşim içeri girdi. Gözlerime inanamadım ve kalbim çarpmaya başladı. Karşımda, o ortaokul öğrencisi masum görünüşlü kız kardeşim değil, lokum gibi bir genç kız vardı. Belli ki yanaklarına annemin allığından sürmüş, altın gibi parlayan uzun saçlarını omuzlarından aşağı salmış, giymesini söylediğim entarinin düğmelerini memelerine kadar açmıştı. Hatta entarinin eteğindeki düğmelerinden bir kaçı daha açıktı. Yürüdükçe bembeyaz bacakları açığa çıkıyordu. Yanımıza gelip, elini Nihata uzattı ve fazla nazik bir şekilde, – Hoş geldin Nihat abi, dedi. Ona niçin abi dediğini anlayamamıştım.Nihat derhal ayağa kalkıp, onun gözlerinin içine baygın baygın bakarak, Hoş bulduk, dedi. Elleri hâlâ birlikteydi. Kız kardeşim de onun gözlerine hayranlıkla bakıyordu. Kıskançlık damarlarım kabarıverdi. Hadi bakalım, oyunumuzu bozma, bize çay yap, bak Nihat kurabiye getirmiş, dedim ve komodinin üzerindeki paketi gösterdim.

Onu derhal sepetlemek isteyişime bozulmuştu, öfkeli bir sesle, – Peki abi, diyip paketi aldı ve dışarı çıktı. Biz oyuna sözüm ona devam ediyorduk. Nihatın gözü devamlı kapıdaydı. Mat olmak üzereydim ki, kapı açıldı ve elinde tepsiyle kız kardeşim girdi. Tepside üç bardak çay ve bir tabak kurabiye vardı. Önce Nihata yaklaşıp tepsiyi uzattı. Bu arada da benim söylediklerimi unutmamış, iyice eğilmişti. Düğmeleri aleni entarisinden memeleri olduğu gibi görünüyordu. Nihat dağılmıştı, titreyen elleriyle çay bardağını aldı ve zorla sehpaya koydu. Kız kardeşim elinde tepsiyle hâlâ aynı durumda bekliyordu. Nihat ne yapacağını şaşırmış, gözlerini kız kardeşimin memelerine dikmiş öyle duruyordu. – Nihat abi, kurabiye de al, dedi kız kardeşim. Tekrar elleri titreyerek iki kurabiye aldı ama onları koyacak yer bulamıyordu. Kız kardeşim bu kere benim önüme geldi ve çay vermek için eğildi. Göz göze geldik. Öyle eğilmişti ki, memelerinin uçları görünüyordu. Çayımı aldım ve kız kardeşime, kurabiye tabağını sehpaya bırakmasını söyledim. Tabağı bırakıp, sedire gitti ve dizlerini kırarak oturdu. Otururken entarisinin eteklerini yukarı çekmiş bembeyaz baldırlarını ortaya çıkarmıştı. Sikimin dimdik olduğunu hissettim ve Nihatın önüne baktım. O benden beterdi. Önündeki kabarıklığı benden saklayabilmek için bacaklarını sıkıyordu. Sonunda bacak bacak üstüne attı ama kabarıklık tekrar de belli oluyordu. Toparlanıp çayından bir yudum aldı ve o sırada sedirden yana baktı. Kız kardeşimin bembeyaz baldırlarını görünce, ağzındaki çayı genzine kaçırdı ve öksürmeye, hapşırmaya başladı. Neredeyse nefes alamıyordu. Kız kardeşime seslenip, bir bardak su getirmesini söyledim. Derhal yerinden fırlayıp, elinde bardakla döndü ve Nihata uzattı. Memeleri tekrar Nihatın gözlerinin önündeydi. Nihat abandone olmuştu.Sudan bir iki yudum alıp bardağı art verdi. – Oh be, son kendime gelebildim. Çay sıcakmış, genzime kaçtı, kusura bakmayın, dedi. Ortalık sakinleşince oyuna devam ettik ama ne oyun… İkimiz de ne yaptığımızı bilmeden taş sürüyorduk. Nihatın bir gözü kız kardeşimin iyice araladığı bacaklarındaydı. O ise hiç aldırmaz gibi kurabiye yiyor ve çayını yudumluyordu. Nihat, gözü kız kardeşimde olduğu için, çay bardağını sehpaya koyarken satranç takımının üzerine deviriverdi. İkimiz ani ayağa fırladık. Nihat fazla zor durumdaydı Durumu gören kız kardeşim de yardıma gelmiş, sehpayı toparlamaya başlamıştı. Ayakta şaşkın şaşkın duran Nihatın siki pantolonunu yırtacak gibi duruyordu. Kız kardeşim sehpadakileri alırken birkaç kez ona sürtünmeyi de ihmal etmedi. Tam o sırada hariç kapı çaldı. Üçümüz de donup kalmıştık. Annemler dönmüş olamazdı. Olsa bile kapıyı anahtarla açarlardı. Tam ben kapıya giderken kız kardeşim daha atik davrandı ve elindekileri aş masasına bırakarak, Ben bakarım abi, diyip dışarı fırladı. Nihat dehşetli mahcuptu ve ne yapacağını şaşırmış durumdaydı. Yavv, kusura bakma, ortalığı bok ettim. Tekrar bugün sakarlığım üzerimde, dedi. Ben omuzuna vurarak,Boş ver dert etme, bizimki toparlar şimdi, dedim. Nihat, Oyunun da içine ettik, birazdan yeniden başlarız, dedi. Belli ki her şeye karşın hayatından memnundu. Aradan birkaç dakika geçti geçmedi, kız kardeşim içeri girdi, Abi, Sema teyze seni çağırıyor. Çocuklar top oynarken salonun camını kırmış, onu taktıracakmışsın, dedi ve tekrar geçip sedire bacaklarını açarak oturdu. Öfkelenmiş görünerek, Öf be, tam da zamanıydı. Abim yok diyemedin mi, diye çıkıştım. Kız kardeşim suçlanmış gibi, Ne biliyim abi, aklıma gelmedi; hem kızı Nuran aşağıda seni bekliyor,dedi. Nihata dönüp, Şu işe bak yav, ağız tadıyla bi oyun oynayamadık, kaç gündür bunu bekliyordum, ben birazdan gelirim, deyip ağzıma bir kurabiye attım ve kapıya yöneldim. Nihat arkamdan, Ben de geliyim, sana yardım ederim, dedi. Ama hiç de niyetli görünmüyordu. Kapıdan çıkarken, Abes ver beni bekle, birazdan gelirim, dedim ve kapıyı çarpıp çıktım.Her şey, beklediğimden daha iyi gelişiyordu. Aşağı indim, hariç kapıyı açıp sertçe kapattım ve tekrar yukarı çıktım. Önce art odaya geçip pusuya yattım. Kulaklarımı tavşan gibi dikip, içerdeki sesleri duymaya çalışıyordum. Heyecanım zirve noktadaydı. Ön odada şu anda neler oluyordu? Nihat salaklığından kurtulup da kız kardeşime yanaşabilmiş miydi? Kız kardeşim ona nasıl davranıyordu? Bunları düşünürken sikim kazık gibi olmuş, salgılanıp donumu ıslatmaya başlamıştı. Bir yandan da onu Nihata bıraktığım için kahroluyordum. Son kendime gelip içerdeki sesleri dinlemeye çalıştım. Ön odanın kapısı aleni olduğu için duymam mümkündü ama hiçbir şey duyamıyordum. Bir süre sabırsızlıkla bekledikten sonra odadan dikkatlice çıktım. Ön odanın kapısı düşündüğüm gibi aleni değildi.

Belli ki içerde işi pişirmeye başlamışlardı. Bir yandan merak, bir yandan kıskançlıkla kapıya doğru sessizce ilerledim. Gözümü anahtar deliğine dayayıp içeriyi gözetlemeye çalıştım. Ama hiçbir şey göremiyordum. Bu kere deliğe kulağımı dayayıp, sesleri dinlemeye çalıştım. Kız kardeşim, Abim bir saatten evvel gelemez Nihat abi, o kadın onu yakalamışken tüm işlerini yaptırır, diyordu. Aralarındaki konuşmayı dikkatle dinlemeye başladım. Nihatın sesi titriyor gibiydi, Madem öyle, abin seni benimle niye yalnız bıraktı? Nolur ki, yalnız bıraktıysa Nihat abi? Ben olsam, kız kardeşimi bir erkekle yalnız bırakmazdım. Ama sen onun arkadaşı değil misin? Olsun,sonuçta ben de bir erkeğim ve sana da tutkunum. Kısa bir sessizlikten sonra kız kardeşim, Evet biliyorum Nihat abi, müsamere gecesini hatırladın mı, dedi. Kız kardeşim üzerine düşeni yapmaya devam ediyordu. Seslerden içerde bir hareketlenme olduğunu ayrım ettim. Nihat, O gün benden kaçtın, ama şimdi kaçmayacaksın değil mi, dedi. Belli ki ona yanaşıyordu. Kız kardeşim,- Niye kaçıyım ki, orda herkes vardı da, fazla korktum. Biliyor musun Nihat abi, o gün öyle heyecanlandım ki, ya Tahsin Hoca art gelse de bizi öyle yakalasaydı ne olurdu, düşünebiliyor musun? O hödüğün biri be, niye öyle korktun ki?.. Yanına oturabilir miyim, canım benim?- Tabii Nihat abi. Nolur bana abi deme, adımı söyle, Nihat de, olur mu? Dur, tabak düşecek, şuraya koyayım… Dur ama, yapma.. Canım, ben sana vurgunum, biliyor musun? Hep böyle bir günü bekliyordum, son geldi. Nolur dur , çabuk etme… ama canımı yakıyorsun… Bu konuşmaları dinlerken sikim kemik gibi olmuştu. Neredeyse içeri dalacaktım. Tam o sırada kız kardeşim,- Helaya gitmek istiyorum, dedi. Derhal yana çekildim. Kapı açıldı ve kız kardeşim önümde dikildi. Parmağını dudaklarına götürerek, sus işareti yaptı, art odaya gidip biraz oyalandıktan sonra tekrar önümden geçerek odaya girdi ve kapıyı aralık bıraktı. Şimdi kendimi göstermeden içeriyi görebiliyordum. Nihat, pantalonunun üzerinden sikini ovuşturuyordu. Kız kardeşim, içeri girince doğru gidip onun yanına oturdu. Nihat derhal elini omuzuna atıp onu kendine çekti ve memesini tuttu. Öbür elini de bacaklarına attı, eteğini yukarı sıyırdı. Kız kardeşimin bacakları donuna kadar açılmıştı.; Başını Nihatın göğsüne dayamış öyle duruyordu. Nihat,Oh, güzel memelerini rahatça sevebiliyorum ne güzel, dedi ve diğer elini donundan içeri sokup amını avuçladı. Kız kardeşim yerinden sıçrayarak, Ayyy, napıyosun, yapma… diye feryat attı. Nihat kendini kaybetmişti. Ayağa kalktı, onu kollarından tutup sırtüstü sedire yatırdı ve üzerine geçti. Kız kardeşim, belli ki yalancıktan itiraz ediyor, Ay, yapma Nihat abi, yapma nolur, ya abim geliverirse, diyordu. Nihat, Hani abin bir saatten evvel dönmezdi? Sen söylemedin mi canım, gelirse gelsin, ben hep bu hatıra bekledim, dedi. Başlarını tam göremiyordum ama, bellerinden aşağısı gözlerimin önündeydi. Nihat bir yandan onun amını okşuyor, bir yandan da entarisinin düğmelerini açıyordu. Kız kardeşim itirazı kesmişti. Entarinin önü açılınca onun bembeyaz vücudu Nihatın önüne seriliverdi. Fanila ve sütyen giymemişti. Nihat memelerine yapışıp emmeye başladı. Yavaş hareketlerle de donunu aşağı indirdi ve çıkarıp attı. Donunun çıkmasıyla kız kardeşim bacaklarını iki yana açıverdi ama, bir yandan da, Nihat abi nolur yapma, ben daha kızım, nolur, diye yalvarıyordu. Onun yalvarmalarına aldırmayan Nihat elini kemerine atıp bir hamlede çözdü ve pantolonunu çıkarttı, sonra da aynı hızla donunu… Nefes nefeseydi, – Bak canım, bak güzelim, sakın mani olma, sarıl bana, fazla güzel olacak, seni fazla mesut edeceğim. Seni fazla seviyorum. Kız kardeşimin vücudu Nihatın altında kıvranmaya başlamıştı, Ama Nihat abi fazla korkuyorum… Ya kızlığım bozulursa, ya çocuğa kalırsam, diye inliyordu. Aynı lafları bana da etmişti. Sikim kazık gibiydi ve bir taraftan da sıvazlıyordum. NihatÕın siki donundan kurtulunca yaylanmış ve dikilmişti. Kız kardeşimin tahmin ettiği gibi benimkinden büyüktü. Korkma canım, hiç korkma, diyerek sikini onun amına dayadı ve eliyle tutarak dudaklarına sürtmeye başladı. Kız kardeşim artık aleni aleni inliyordu. Nihat onun bacaklarını tutup yukarı kaldırdı ve sikinin başını amına itmeye başladı. Ani kulağıma ağlama sesi geldi. Evet kız kardeşim ağlıyordu. Ya duyduğu zevkten ya da yapmacıktan ağlıyordu. Olası olsa o ibneyi orada öldürürdüm. Ama hiçbir şey yapamıyordum. Nihat bir yandan sikini itmeye devam ederken bir yandan da, Niye ağlıyorsun sevgilim, bak seni seviyorum, sen de beni sev hadi, abes durma… diyordu. Sonra sikini tüm gücüyle itti ve onun amına giriverdi. Kız kardeşim müthiş bir feryat attı ve Nihat abi naptın, mahvettin beni, kızlığımı bozdun, nolacak şimdi, ben ne yapacağım. Babam öldürür beni, dedi ve ağlamaya devam etti. Müthiş rol yapıyordu.

Ona bir kez daha hayran oldum. Ama Nihatın onu duyması ve dinlemesi olası değildi. Omuzlarından kavramış, içinde gidip geliyordu. Kız kardeşimin ağlaması azalmış, iniltiye dönüşmüştü. Nihatın kollarına sarıldı. Nihat delirmiş gibiydi. Onun içinde gidip geliyor, bir yandan da her vuruşunda, Oh… oh… oh… diye sesler çıkarıyordu. Kız kardeşim de ona katılmış, bacaklarını onun vücuduna sarmıştı. O da eş sesler çıkarıyordu. Kıskançlıktan kudurmama rağmen, kız kardeşimin sikilmesini seyretmek beni çılgına çevirmişti. Sikimi çıkarıp otuz bir çekmeye başladım. Nihat hayvanın tekiydi. Kız kardeşimi merkep siker gibi sikiyordu. Çok çabuk ediyor ve belli ki bir an evvel boşalmak istiyordu. Böğüre böğüre onun içine boşalmaya başladı. Ben de boşalmak üzereydim, ama yapmam gerekenler aklıma gelince elimi zorla da olsa sikimden çekip, aşağıya indim. Hariç kapıyı sessizce açtım ve sertçe kapatarak yukarı fırladım. Nihat kapının sesiyle kız kardeşimin üzerinden kalkmış, elleri sikinin üzerinde odada şaşkın şaşkın dolaşıyordu. Odaya girer girmez, gördüklerimden fazla şaşırmışcasına,Noluyor yav, niye çıplaksınız?.. Kız, bu ne hal, siz ne yapıyorsunuz?.. gibi saçma sapan laflar edip, evvel kız kardeşimin, sonra da Nihatın üzerine yürüdüm. Durumu henüz anlamış gibi Nihata, Bu ne vaziyet lan, ne yaptın kızcağıza, ulan puşt, ulan ırz düşmanı pislik, biz de seni adam belledik, orospu çocuğu, gül gibi kardeşimin ırzına geçtin haaa, ben bunun hesabını sana sormaz mıyım, diye orasına burasına vurmaya başladım. Şaşkınlıktan ne yapacağını bilemeyen Nihat benden kaçmaya çalışırken, kız kardeşim odadan kaybolmuştu. Onun yokluğunu fırsat bilip, kız kardeşimi siktiği sedire bakmasını önlemek için bir an evvel odadan çıkmasını sağlamalıydım. Çünkü oraya bakarsa kan görmeyecek ve kız kardeşimin bakire olmadığını anlayacaktı. Sedirin yanındaki donunu ve pantalonunu önüne atıp, Siktir git ırz düşmanı orospu çocuğu, sonra hesaplaşacağız seninle, diyerek bir kez daha üzerine yürüdüm daha sonra da, Nerdesin kız, ne yaptı bu kir sana, diye bağırmaya başladım. Nihat on saniyede toparlanmış ve kaçmıştı. Hariç kapının kapanma sesini duyduğum anda kız kardeşim odada belirdi ve gelip boynuma sarıldı. Hâlâ çırılçıplaktı ve Nihatın dölleri bacaklarından sızıyordu. Abi, muazzamsın, nasıl faka bastırdın Nihatı Seni görünce ödü bokuna karıştı. Nasıl korktu senden değil mi! Abi sen fazla cesursun be… dedi. Onu tam tutup, biraz evvel Nihatla sikiştiği sedirin üzerine atacaktım ki, sedirin örtüsü aklıma geldi, – Dur bi dakka, dedim ve sedire baktım. Üzerinde ufak bir ıslaklık bile yoktu. Belli ki döllerinin tümünü kız karde?imin içine boşaltmış, o da dışarı akıtmadan sedirden uzaklaşmıştı. Üstümdekileri hızla çıkarıp sedire uzandım ve onu yanıma çağırdım. Bu kere NihatÕın yerinde ben vardım. Gelip yarı kalkık sikimi tuttu ve öpmeye başladı. Benim istediğimi o kendiliğinden yapıyordu. Öpüp yaladıkça sikim dikiliyordu. Ama benim derdim başkaydı. Nihatla sikişmek hoşuna gitmiş miydi? Ondan mı, yoksa benden mi daha fazla hoşlanmıştı? Onunla yeniden sikişmek ister miydi? Ben bunları düşünürken sikimin başını ağzına aldı ve emzik gibi emmeye ba?ladı. Sikimi ağzından çekip, Nihat fazla mu iyiydi? Altında çığlıklar atıyordun, dedim. Bozulmuştu. Altımdan sıyrılıp karşıma dikildi ve öfkeyle, Abi, sen ne diyorsun yav, hem beni ona siktiriyorsun, sonra da bana hesap soruyorsun. Nihat beni resmen sikti. Yani onunla sikiştim. Zevk almışsam nolmuş yani? Almamalı mıydım? Onun siki de seninkinden büyüktü işte… dedi. Kıskançlıktan kuduracak haldeydim ama onu doyasıya sikmek istiyordum. Kollarından tutup üzerime çektim ve sikimi yeniden ağzına verdim. O da hırsla ağzına alıp, sikimin üzerinde gidip gelmeye başladı. Arada dişleriyle başını ısırıyordu. Sanki amının içindeydim. Sikimi ileri ittim ve ağzının içini iyice doldurdum. Sonra ileri art gidip gelmeye başladım. Giderek boşalmaya yaklaşıyordum ki, sikimi ağzından çıkarıp, Abi onu niye içime sokmuyorsun? Beni sikmeyecek misin? Çok istiyorum, dedi. Şaka yollu, Kızım daha biraz evvel sikişmedin mi,a mının içi dolu değil miydi, diye sordum. Abi, doluydu da ne oldu ki, diye yanıtladı. Belli ki Nihat ibnesi sadece kendini düşünmüş ve kızcağızı orgazma ulaştıramamıştı. Demin sen boşalmadın mı, diye sordum. İçini çekerek, Yok be abi, iri sikiyle amımı acıtıp durdu. Tam zevklenirken de, içime fışkırıverdi. İşte o sırada da sen girdin içeri, dedi. Şimdi fazla mu istiyorsun, dedim. Hııı, diye cevapladı. Belinden tutup sedire yatırdım ve bacaklarını ayırıp, anında amına giriverdim. Ahhh abim, diye bağırdı. Bir yandan iliklerime kadar dolu olduğum için, bir yandan da Nihat ibnesine bozulduğum için, hiçbir şey düşünmeden pompalamaya başladım. Sanki hırsımı kız kardeşimden alıyordum. Ani altımdan çekilerek, Ne yapıyorsun abi, nolur sen de onun gibi yapma, sev beni nolur, dedi. Aklım başıma geldi. Haklıydı. Onu sevmeden sikmeye çalışıyordum. Sanki otuzbir çekmek gibi bir şeydi. Sikimin başı içindeydi. Bir süre nefes nefese öyle durdum, sonra başını ellerimin arasına alıp evvel yanaklarından, sonra da dudaklarından öpmeye başladım. Ben sana vurgunum, seni fazla seviyorum, hep seveceğim, sen benim canımsın, diyip duruyordum. O da bana sarılmış, her yerimden öpüyor, Canım abim diyor, amını sikime doğru itiyordu. Bu kere ben de sikimi aka bir zevkle içine ittim. Sadece sikim değil, tüm vücudum titremeye başlamıştı. O da titriyordu. Bu aka bir zevkti. Ellerimle incecik belini kavradım. Onun elleri de omuzlarımdan tutmuş beni kendine doğru çekiyordu ve dudaklarımızla birbirimizi yiyorduk. Bu nasıl bir sikişti? Bu kere sikimi içinde yavaş yavaş ileri art kaydırıyor, amının her zerresini sikimin üzerinde hissediyordum. Öyle inliyordu ki,sanki benimle sikişmiyor, inanılmaz bir rüyada yaşıyordu. Boşalmak üzereydi. İnleyerek dudaklarını ısırıp, başını iki yana sallamaya başladı. – Abi… abi… abim… abim benim… canım abim… diye inleye inleye boşalmaya başladı. Ben zaten kendimi zor tutuyordum. Ah… ah… ah… diye, dalgalar halinde boşaldım. Döllerim amının ta dibini dolduruyordu. Çünkü ikimiz de birbirimize öyle sarılmıştık ki, kasıklarımız ve bacaklarımız birbirine yapışmıştı. Boşalmamız bitmişti ama birbirimizi bırakmıyor, nefes soluğa bakışıyorduk. Abi, beni kucağına alır mısın, dedi. Ellerim zaten belindeydi. Doğruldum ve ellerimi sırtına doğru kaydırıp kendime çektim. Boynuma sarıldı. Şimdi sikimin üzerinde oturuyordu. Abi, biliyor musun, ben bu kere mutlaka çocuğa kaldım, dedi. Yüreğim hoplamıştı. Nerden belli ki, diye sordum. Abi, bugün iki kere içim döllerinizle doldu. Üstelik seninkiler amımın ta dibime kadar gitti. Ben nÕapıcam şimdi, dedi ve ağlamaya başladı. Nerdeyse korkudan ben de ağlayacaktım. Döllerimin hâlâ içinde olduğunu düşündüm ve onu şefkatle kucağıma alıp ayağa kalktım. Ağlama canım, korkma, onun da çaresine bakarız, şimdi banyoya gidelim de içindekileri boşaltalım, diyip banyoya girdim. Sikimi içinden çıkarmayı hiç istemiyordum ama çaresizdim. Onu yere bırakınca sikim çıktı ve amından döl boşaldı. Ağlaması geçmişti. Sikimi suya tutup yıkadım ve ona, Hadi amını iyice yıka da gel, ben acıktım, aş yiyelim, dedim ve banyodan çıktım. Biraz sonra da o çıkıp yanıma geldi. Ben bu arada, annemin bize bıraktığı nohut, pilav ve hoşafı hazırlamıştım. Oturup güzelce karnımızı doyurduk. Bu arada Nihatla dalga geçmeyi de ihmal etmedik. Yemekten sonra yeniden yeniden sikiştik. Artık nerdeyse karı koca gibi olmuştuk. İkimiz de doymak bilmiyorduk.