Ilk Adımlar 2

Kızkardeşim le günlerce göz göze gelemedik. Oysa evde en iyi anlaşan iki şahıs bizdik. Bana hep derslerini sorar, ona muavin olmamı isterdi. Şimdi ise gözlerini devamlı benden kaçırıyordu. Gece yatağa yatınca da arkasını dönüp, yorgana iyice sarılıp öyle uyuyordu. Benimse aklım fikrim ondaydı. Ama belli ki, yaptığımıza pişman olmuştu ve yeniden aynı şeyleri yaşamak istemiyordu. Bu vaziyet on beş gün kadar sürdü. Bir gün odada yalnızken mektep çantası gözüme çarptı. Açıp içini karıştırdım. Çanta ders kitaplar? ve defterlerle doluydu. Yalnız defterlerden biri farklıydı. Kırmızı bir kağıtla kaplanmış olan defteri karıştırdım. Bu bir anı defteriydi. Okumaya başladım. Genellikle kız arkadaşlarıyla anılarını yazmıştı. Sonlara doğru bir anısı (Bugün fazla mutluyum. Ama mesut olduğum kadar da üzgünüm) diye başlıyor ve şöyle devam ediyordu. (Dün hayatımda ilk kere bir erkek bana otuz bir çektirdi. Ben de ona aynı şeyi yaptım. O, eliyle oramı okşayarak, rüyalarımda olduğu gibi beni zevkten çıldırttı. O bunu yaparken, benim elimi de kendisininkinin üzerine koyup ona otuzbir çektirmemi istedi. Kazık gibiydi ve büyüktü. Önce korktum ama onu tutmak hoşuma gittiği için istediğini yaptım. Sonra sıcacık dölleri avcuma doldu. O da fazla beğeni aldı. Bunu yaparken hem fazla heyecanlandım, hem de çocuğa kalırım diye fazla korktum. Herhalde o beni yapmak istiyordu ama olmadı. Aynı şeyi tekrar yapmak istiyorum ama fazla korkuyorum. Minik defterim, onun kim olduğunu sana bile söylemeyeceğim ve bir giz olarak saklayacağım.) Bunları okurken kalbim çılgın gibi çarpmaya başladı. Bir yandan da sikim kazık gibi oldu. Demek ki o gece yaptıklarımız fazla hoşuna gitmiş ama korktuğu için benden ırak duruyormuş. Çünkü, tekrar yapmak istediğini ama fazla korktuğunu yazmıştı. Sevinçten uçuyordum. Onun bu korkusunu bir an evvel yenmeli ve derhal harekete geçmeliydim. Defteri kapatıp yerine koydum ve odadan çıktım. Heyecanım giderek artıyordu. Pencereden baktım, dışarda kız arkadaşlarıyla oynuyordu. Aşağı inip yanına gittim.

Ben çarşıya gidiyorum, hadi sen de gel, dedim. Önce istemediğini söyledi ama, ısrar edince razı oldu. Kasabanın çarşısı evimizden iki üç surat metre kadar uzaktaydı. Yürürken elini tuttum. Hiç itiraz etmedi. Sonuçta iki kardeştik. Elini tutar tutmaz tekrar sikim kalkmaya başladı. Yol boyunca okuldan, öğretmenlerden bahsettik. Çarşıya girince ne alacağımı sordu. Ben de ona sürpriz yapacağımı söyledim. Bakkal Hasan Amcanın dükkânına girdik. Ben kendime surat gram tuzlu leblebi aldım. Ona da bir çikolata. Çikolatayı fazla sevdiğini biliyordum. Paramız olmadığı için de derhal derhal hiç alamıyorduk. Çok sevindi. Dükkândan menfaat çıkmaz kâğıdını yırtıp yemeye başladı. Bir parçasını da bana vermek istedi ama almadım, Çok sevdiğin için ben onu sana aldım, dedim. Çok sevinmişti. Çikolatasını bitirince, bu kere o benim elimi tuttu. Eve yaklaşırken cesaretimi toplayıp, Niye hep arkan? dönüp yatıyorsun, diye sordum. Yanıt vermedi ama avucumun içindeki elinde tuhaf bir titreme oldu. Aynı soruyu tekrarlayınca, Hiiiç, dedi. Heyecandan sikim tekrar dikilmişti. Ucundan sızan dölüm donumu ıslatıyordu. Elini iyice sıkıp, Bu gece öyle yatma olur mu, dedim. Omuzlarını silkerek, Bilmem, diye yanıtladı. Mahalleye gelince o tekrar arkadaşlarının arasına daldı. Ben de helaya girip bir güzel otuzbir çektim. Gece nasıl yatacağını merakla bekliyordum. Büyükannemin, teyzemi de alıp yeğenine yatıya gittiğini öğrenince heyecanım iyice arttı. Yani odada ikimiz yalnız kalacaktık. Yemekten sonra radyo dinledik ve babamlarla papaz kaçtı oynadık. Herkes fazla neşeliydi, benimse heyecanım doruktaydı. Saat on bire doğru, uykumun geldiğini söyleyerek art odaya geçtim.

Odadan çıkarken de kız kardeşimin gözlerine yalvarır gibi bakmayı ihmal etmedim. Işığı kapatıp yatağa yattım ve sikimi donumdan dışarı çıkarttım; sabırsızlıkla beklemeye başladım. Çok geçmeden odanın kapısı açıldı. Kız kardeşimdi. Işığı açmadan soyunmaya başladı. Sokak lambasının pencereden sızan ışığı odayı biraz aydınlatıyordu. Onu dikkatle izlemeye başladım. Uyuduğumu zannettiği için rahat devinim ediyordu. Üzerindekileri çıkarıp uzun pazen geceliğini giydi. Loş ışıkta ilk kere memelerini görmüştüm. Dipdiriydi ve uçları yukarı kalkıktı. Heyecandan ölecek gibiydim. Geceliğini giydikten sonra gecenin sürprizini yaptı. Eteklerini yukarı toplayıp donunu çıkardı ve eğilip yastığının altına koydu. Kendini bana hazırlıyordu. O yatağa yatıp yorganı üzerine çeker çekmez, donumu bir hamlede çıkarıp, onun yapığı gibi yastığımın altına koydum. Tekrar arkasını dönüp yatmıştı ama bunun nedeni belliydi. Annem, her gece biz yattıktan sonra odamıza gelir, ışığı aleni bırakıp bırakmadığımıza, üstümüzün aleni olup olmadığına bakar sonra odasına gidip yatardı. Bu gece de öyle oldu. Annem, ikimizin de derin bir uykuda olduğunu görünce, görevini yapmış olmanın mutluluğuyla odadan ayrıldı. Biraz sonra da onların ışığı kapanmıştı. Her şey yolunda görünüyordu ama nasıl harekete geçeceğimi bilemiyordum.

Bugün yolda yürürken niyetimi tüm açıklığıyla ortaya koymuştum ve o da biraz evvel donunu çıkarıp yatmakla buna karşılık vermişti. Bunun için ilk hareketi ondan beklemeliydim. Ayrıca korkmasına alan vermemek için de böyle davranmalıydım. Ama vakit bir türlü geçmek bilmiyordu. Ya öylece uyuyup kalır da, tüm hayallerim boşa çıkarsa diye düşünüyordum ki, yanımda bir hışırtı duydum. Loş ışıkta seçebildiğim kadarıyla, benden tarafa dönmüş ve bir bacağını yorganın dışına çıkarmıştı. Bunun bir çağrı olduğu belliydi ama dikkatli davranmalı ve onu ürkütmemeliydim. Ben de bacağımı yavaşça yorgandan dışarı çıkarıp, dizimi hafifçe onunkine dokundurdum ve bekledim. Hiç tepki göstermedi. Her şey yolunda gidiyordu. Aklım fikrim onun çıplak amındaydı. Bir süre bekledikten sonra dizimi biraz ittim. O da aynı şeyi yaptı. Anlaşmıştık. Elimi yorgandan çıkarıp, bembeyaz bacağının üzerine koydum ve okşamaya başladım. Hiç tepki göstermiyordu. Elimi yukarı doğru kaydırdım ve bacaklarının arasına ulaştım, ama amına dokunmam olası değildi. Çünkü üstteki bacağı amını kapatıyordu. Bacağını aralasa amına ulaşabilecektim. Ama ben zorladıkça o bacağını daha da bastırıyor ve bana ruhsat vermiyordu. Belli ki korkuyordu. Başka bir yol denemeliydim. Elimi geceliğinin altından yukarı kaydırarak memelerine ulaştım. Biraz evvel loş ışıkta gördüğüm canlı memeleri şimdi elimin altındaydı. Titreyen parmaklarımla okşamaya başladım. Memelerinin başı düğme gibi sertleşmişti. Onu korkutmamak için hafif hafif okşuyordum. Bu arada dizini dizimden çekip, daha ileriye uzattı ve sikimin yumruk gibi olan başına dayadı. Sikimin her kasılmasında ucundan sızan dölüm tenini ıslatıyor, bu da bana aka beğeni veriyordu. Kesik kesik nefes aldığını duyuyordum.

Birden, kısık ve titreyen bir sesle Abi, istersen yapmayalım… Çok korkuyorum, nolur abi, dedi ve bacağını biraz art çekti. Bu benim için bir fırsattı. Çünkü artık her şeyi aleni aleni yapacaktık. Ona yaklaştım ve kulağına, Neden korkuyorsun, diye sordum. Hiç beklemeden,Abi, ya kızlığım bozulursa, dedi. Yanağından öptüm. Bir yandan da memelerini okşamaya devam ediyordum. Korkma kızlığına bir şey olmayacak… Hem olsa nolur ki, dedim. Nefes soluğaydı. Babam beni de seni de öldürür abi… dedi. Tam, kalkmış sik ferman dinlemez, durumundaydım. Korkma kızlığına dokunmayacağım, sen elini bana ver, dedim ve boştaki elimle elini tutup kazık gibi sikimin başına koydum. Bir süre hareketsiz durduktan sonra küçücük parmaklarıyla sıktı. Sonra elini aşağı kaydırarak taşaklarıma dokundu ve onları yoklamaya başladı. Yumurtalarım avcunun içinde fırt fırt edip kayıyordu. Abi, bunlar ne işe yarıyor, diye sordu. Onun çocukluğu içimi burkmuş, bir yandan da hoşlanmıştım. Onlar benim taşaklarım. Şimdi sen onları abes ver de bana yaklaş bakalım, dedim. Taşaklarımı bırakmamıştı ve onlarla oynuyordu. Ama abi, biz ayıp bir şey yapmıyor muyuz, diyerek iyice yaklaştı. Şimdi kollarımın arasındaydı. Ona sarılıp kendime çekince sikim evvel bacaklarının arasına, biraz itince de amının dudakları arasına giriverdi. Ani irkildi ve art çekilmeye çalıştı, ama boşunaydı. Abi napıyorsun, çek onu korkuyorum, dedi. Ama artık benim kontrolümdeydi. Önce yanağından öpüp sonra dudaklarına yumuldum. Çok şaşırmıştı ve kurtulmak için altımda çırpınıyordu. Dudaklarını dudaklarımdan kurtarıp, çekilmeye çalışarak, Abi, sen bana babamın anneme yaptığını mı yapacaksın yoksa, diye sordu. Belli ki annemle babamın sikişmesini izlemişti ama sikişmek sözünü kullanmak istemiyordu. Sen babamın anneme ne yaptığını nerden biliyorsun bakıyım, dedim. Aman abi, sen bilmiyorsun sanki… Derhal her gece babam annemin bacaklarının arasına girip, senin yaptığın gibi, şeyini onun bacak arasına sokuyor, sonra da bağıra bağıra sevişiyorlar. Ben burdan bile duyuyorum seslerini. Bir kere de anahtar deliğinden gördüm, dedi. Taşaklarımı sevmeye devam ediyordu. Sen onların yaptığından fazla mu hoşlandın, diye sordum ve sikimi amına itiverdim. Ihhhh, diye bir ses çıkardı. İçine girememiştim ama sikimin başı deliğinin ağzındaydı. Ama abi yapma, fazla acıdı… Anneminki de böyle acıyor mudur, dedi. Sikimi amının dudakları arasında dolaştırırken, Babam, onunkini önceden deldiği için acımaz… Onun için evvel seninkinin de delinmesi lazım, dedim. Dehşet içinde benden uzaklaşarak, Hani kızlığımı bozmayacaktın, yalancı… dedi ve arkasını döndü. Her şeyi bok etmiştim. Birkaç kez omuzundan tutup kendime çekmek istedim ama boşunaydı. Daha fazla ileri gidemezdim, çünkü huysuzluk çıkarıp evi ayağa kaldırabilirdi.

Dikkatsiz davranmıştım. Zaten sikim de inivermişti. Kaderime küsüp arkamı döndüm ve beklemeye başladım. Tam dalmak üzereydim ki, bana döndüğünü ayrım ettim. Hiç sesimi çıkarmadım. Elini yorgandan içeri sokarak kalçama koydu, Abi, küstün mü bana, diye sordu. Önce duymamış gibi yaptım ama tekrar arkasını döner diye düşünüp, soğuk bir sesle, Hııı, dedim. Bana iyice yaklaşıp vücudunu benimkine yapıştırdı, elini kalçamın üzerine koydu ve Abi, fazla mu acır… dedi. Küstah bir ifadeyle, Evet, dedim. Bir süre hiç sesi çıkmadı. Ama kalçamdaki eli kasığımdan sikime doğru uzanmış ve başını tutmuştu. Bana fazla mu kızdın abi, dedi. Hizaya geliyordu. Sikim yeniden dirilmeye başladı. Sikimin üzerindeki elini tutup, ona dönmeden Bak canım, korkuyorsan hiç heveslenme, ben zaten uyumak istiyorum, diye blöf yaptım. Sikimin, avucunun içinde gittikçe şişen başını sıkarak, kendine doğru çekti ve ister istemez ona döndüm. Abi, ben bundan değil de, annem ya da babam odaya girerse diye korkuyorum, dedi. Ona iyice sarılıp kollarımın arasına aldım ve, Korkma canım, onlar sevişmekten yorulup, ikinci uykuya daldılar, ruhları bile duymaz, dedim. Sikim tekrar bacaklarının arasına girmişti ve amına dokunuyordu. Bana iyice yaklaşarak, fısıltıyla, Abi, kardeşlerin sevişmesi fazla mu ayıp, diye sordu. Arkadaşlarımdan duyduğum bir lafla yanıt verdim ve Abes ver canım, ayıp yorgan altında olur, dedim. Oysa biz de yorgan altındaydık. Tatlı tatlı kıkırdadı. Sikimi biraz ittim. Bacakları gerildi ve vücudu kaskatı kesildi. Öylece durup, ne yapacağını bekledim. Abi sevişmek için bunun benimkinin içine girmesi koşul mı sanki, girmeden olmaz mı, dedi. Bu işin iyice cahiliydi ama fazla istekli olduğu da belliydi. Dudaklarımı kulağına yaklaştırıp, titreyen sesimle, Bak benim güzel kardeşim, ben de ilk kere yapacağım ama, sikişmek için benim sikimin senin amının deliğinden içeri girmesi lazım. Sikimin başı deliğine girerken amındaki kızlık zarı yırtılacak ve biraz acıyacak. Ama ondan sonra fazla aka beğeni duyacaksın. Geçen gece duyduğun zevkin belki on katı, belki surat katı, dedim. Abi niye öyle konuşuyorsun, terbiyesiz sözler söyleme, utanıyorum zaten, dedi. Ben bir yandan sikimin başını amının deliğine ufak küçük bastırıyordum. Amı vıcık vıcık olmuştu ve başı neredeyse deliğine girecekti. Sikişmek istiyor musun, istemiyor musun, diye sordum. Tirtir titriyordu. Bilmem ki abi, hem istiyorum hem de korkuyorum, hem o sözü kullanma nolur, dedi. Yeni bir blöf yapıp Peki canım, senin zaten niyetin yok, deyip art çekildim. Derhal bana sarılıp, Abi içime sokarken fazla mu acır, diye yeniden sordu. Sikimi bastırmaya devam ediyordum. Senin hiç parmağın kesilmedi mi, işte onun gibi bir şey, hem de daha acele geçer, dedim. Bu arada amını sikimin başına doğru itiyordu. Elini uzatıp sikimin kafasını tuttu ve Ama abi bu fazla büyük, o draracık delikten nasıl girecek, dedi. Artık sabrım tükenmişti. Hadi bi deneyelim dedim, kollarından tuttup sırtüstü yatırdım. Bacaklarını iyice açtı. Arasına girip sikimi yeniden deliğine dayadım. Bak ama, bağırmak falan yok ha… dedim. Başını sallayarak onayladı ve gözlerini sıkı sıkı yumdu. Amı sırıl sıklamdı ama, tekrar de avcuma tükürüp sikimi iyice ıslattım, bacaklarını yukarı kaldırdım ve sikimi elimle doğrultarak, başını deliğinden içeri ittim. Hem onun amı hem de benim sikim kaygan olduğu için başı fırt diye giriverdi. Bağırmasından korktugum için, elimle ağzını kapatmıştım. Çırpındı ama, gıkı bile çıkmadı. Biraz daha itince sikim içine iyice girdi. Taşaklarım amının dudaklarına dayanmıştı. Sanki sikim sımsıkı bir kılıfın içindeydi. İkimiz de zangır zangır titriyorduk ve nefes soluğaydık. Elimi yavaşça ağzından çektim. – Of, abi oram fazla acıdı, fazla canım yanıyor, nolur kımıldama, dedi, ama sesi şikayetçi değildi. Feleğimi şaşırmıştım. Yarağım kız kardeşimin amındaydı.

Ben ne halt etmiştim? Çarşaf mutlaka kan olmuştu. Sabah annem görmeyecek miydi? Görünce neler olacaktı? Bu paniği yaşarken sikim ani bire sönüverdi. şaşkın şaşkın gözlerimin içine bakıyordu. Sikimin büzüldüğünü farkedince, – Abi bitti mi, diye sordu. Daha yeni bşladık, biter mi hiç… Biraz heyecanladım da onun için indi, dedim. Sikim inmişti ama kafası hala amının içindeydi. Amı kasılıyor ve sikimin başını sıkıp sıkıp bırakıyordu. Güzel yüzü gözlerimin önündeydi. İçimden onun her yerini öpmek geçti. Eğilip dudaklarını öpmeye başladım. O da benimkileri öpüyordu. Tedirginliğim yavaş yavaş geçti ve sikim yeniden dirilmeye başladı. Sikim dirildikçe o da altımda kıpırdayıp duruyordu. İleri art devinim etmeye başladım. O da aynı şeyi yapıyordu. Sikim o kadar büyüdü ki, onun içine sığmıyordu. Başına kadar çıkarıp sonra yeniden kökledim. Bağıramadı ama, ııhhh, diye bir ses çıkardı. Kız kardeşim altımda kıvranıyordu. Geceliğini yukarı topladım, memelerini avuçlarımın içine alıp sıkmaya başladım. Çok hoşuna gitmişti. Kesik kesik inliyor, – Ohhh abi fazla güzel, abi fazla güzel… diyordu. Sikimi amına her vuruşumda vücudu sarsılıyor, memeleri titriyordu. Bu yaşımda ilk kere gerçek bir sikiş yaşamanın heyecanıyla vurdukça vuruyordum. Annem, babam, büyükannem, teyzem, herkes hatta tüm dünya kaybolmuştu. Altımda kıvır kıvır kıvranan kız kardeşimin sesiyle kendime geldim. Abi bana bir şeyler oluyor, ahhh, ahhh, diye kesik kesik çığlıklar atıyor ve altımda çırpınıyordu. Ben de aynı durumdaydım. İkimiz ani elektriğe çarpğlmış gibi olduk. Birbirimize sıkı sıkı sarılıp, o muhteşem zevki beraber yaşadık. Sikimden fışkıran döller amının içini dolduruyordu. O zevk, dalga dalga devam etti ve azalarak bitti. Nefes nefeseydik. Ohhh, abi, ölüyorum zannettim ne kadar güzelmiş. Herkes niye hep yapmıyor, biz yapalım olur mu, dedi. Sikim hâlâ diriydi. Sikişmenin zevki bitince içimi tekrar korku doldurdu. Bu yediğimiz haltı nasıl temizleyecektik. O daha fazla ufak olduğu için durumun ciddiyetini kestiremiyordu. İkimiz de devam etmek istiyorduk ama, koru boku yavaşça üzerinden kalkıp, babamların odasına kulak verdim. Hiç ses yoktu. Bir an evvel toparlanıp, altımızdaki çarşafı yok etmeliydik. Kız kardeşim hâlâ, mest olmuş bir şekilde amından akan kan ve benim döllerimin bulaşığı üzerinde yatıyordu. Hadi kalk bakalım, deyip kolundan tuttum ayağa kaldırdım. Amından hâlâ döllerim damlıyordu. Onu bir kenara çekip, döşek çarşafını topladım ve tortop ederek mektep çantamın içine zorla soktum. şaşkın şaşkın bakıyordu. Temiz çarşafların yerini sordum. Anneme yardım ettiği için fazla iyi biliyordu. Yüklüğün üzerindeki bohçayı gösterdi. Yere indirip açtım ve aldığım çarşafı yatağa dikkatlice serdim. Sonra bohçayı kapatıp yerine koydum. Kardeşime de, gürültü yapmadan helaya gidip amını ve bacaklarının arasını iyice yıkamasını söyledim. O çıkınca, hiçbir şey ham gibi yatağıma yatıp yorganı üzerime çektim. Biraz sonra, kız kardeşim odaya girdi ve sessizce yatağına yattı. Sonra da omuzuma dokunarak, Abi, yanında yatıyım mı, diye sordu. Sikim yeniden dirilmeye başlamıştı ve onu koynuma almak için can atıyordum ama bu fazla tehlikeliydi. Biz öylece uyuruz da, annem sabahleyin bizi uyandırmak için odaya girerse, felaket olurdu. Abilik otoritemi kullanarak, Hayır, sen yatağında yat, daha sonra koyun koyuna yatma fırsatı buluruz, dedim. Sözümü dinledi ve Peki abi, büyükannemle teyzem yarın da yoklar, tekrar yaparız değil mi, dedi. İçim kabardı, dönüp onu kucakladım ve dudaklarından, yanaklarından, şapur şupur öpüp, Tabii canım, fırsat bulduğumuz her vakit yapacağız. Şimdi uyuyalım dedim ve arkamı dönüp gözlerimi kapattım. Çok mutluydum.